Yeryüzünün en büyük skoreri, MVP, NBA tarihindeki birçok rekorun alt üst olmasının sebebi olan adamın bu sezonun ilk yarısında akıllarda kalan 10 hareketinin görüntüleri.
BKA 3 - Pseudo
Bu kelimemizi Türk Dil Kurumu'nun sitesinde tek başına bulmanız mümkün değil. "Pseudo" zaten bir sözcük değil, sözcüklerin başına getirilen bir ek olunca anlam kazanmakta. Getirdiği anlam da şu; bir durumun ya da özelliğin taklidi, sahtesi olmak. Yani pseudo-marjinal deyince aklımıza marjinal, aykırı hareket eden, toplumdan farklı olan değil; sahte marjinal, aykırı hareketler ve düşünceler için kendini zorlayan, toplumdan farklı olmaya çalışan biri canlanmalı gözümüzde. Bir de cümle içinde kullanalım.
Ben bugün pseudo-marjinal gördüm.
Yok bu tam olmadı, teoride doğru ama pratikte eksik var. Şöyle birşey deneyelim:
Günümüzün küreselleşen dünyasında trende karşı durmak da yeni bir trend haline geldiği için, ne yaptığından habersiz pseudo-marjinal tipler gençliğin önemli bir kesimini oluşturmakta.
Oh yeah:)Bu fena değil, mesaj da veriyor hem.
Ben bugün pseudo-marjinal gördüm.
Yok bu tam olmadı, teoride doğru ama pratikte eksik var. Şöyle birşey deneyelim:
Günümüzün küreselleşen dünyasında trende karşı durmak da yeni bir trend haline geldiği için, ne yaptığından habersiz pseudo-marjinal tipler gençliğin önemli bir kesimini oluşturmakta.
Oh yeah:)Bu fena değil, mesaj da veriyor hem.
Hey Seni Yerler, Yerleeer
Bülent Korkmaz, Galatasaray'la 2009-2010 yılının sonuna kadar sözleşme imzalamış. Skibbe Kocaelispor karşısındaki 2-5'lik hezimetten sonra gönderildi biliyorsunuz. Kocaelispor demişken size günün bilgisi;Taner Gülleri(Yanılanlar olabilir, ismi yeni bir gül çeşidi değildir.) ligde attığı 13 golün 8'ini 4 büyüklere atmış. Gerçi 4 tane birden Galatasaray'a atınca istatistiğin şaftı kayıyor biraz ama, neyse.
Bülent'in Teknik Direktörlük kariyerini hatırladığım kadarıyla kendisi biraz anti-futbol yanlısıydı. Gittiği takımların maçlarına alt oynamak tercih edilirdi hep:)Galatasaray'da Türkiye'de son yıllarda hızlı oynamanın ve hücum futbolunun öncüsü bir takım(Skibbe'li son maçları saymayın, zaten ondan gönderildi adam.), bu takıma o tarzda bir futbol oynatırsa belki sezonu bitiremez. Genç ve Türk olmasının ilk yenilgide koltuğunu sallayacağı da aşikar. Fazla ömür biçemiyorum kendisine, biraz da ilk serüveninden dolayı abartıldığını düşündüğümden belki, sezon sonuna kadar anca dayanır gibi geliyor. Bakalım, belki de muhteşem bir teknik direktörün doğmasına tanıklık ederiz , kimbilir.
Hakan Şükür de hasetinden çatlıyordur şu sıralar.Cevat Hoca içinden ne geçiriyordur acep?
Bülent'in Teknik Direktörlük kariyerini hatırladığım kadarıyla kendisi biraz anti-futbol yanlısıydı. Gittiği takımların maçlarına alt oynamak tercih edilirdi hep:)Galatasaray'da Türkiye'de son yıllarda hızlı oynamanın ve hücum futbolunun öncüsü bir takım(Skibbe'li son maçları saymayın, zaten ondan gönderildi adam.), bu takıma o tarzda bir futbol oynatırsa belki sezonu bitiremez. Genç ve Türk olmasının ilk yenilgide koltuğunu sallayacağı da aşikar. Fazla ömür biçemiyorum kendisine, biraz da ilk serüveninden dolayı abartıldığını düşündüğümden belki, sezon sonuna kadar anca dayanır gibi geliyor. Bakalım, belki de muhteşem bir teknik direktörün doğmasına tanıklık ederiz , kimbilir.
Hakan Şükür de hasetinden çatlıyordur şu sıralar.Cevat Hoca içinden ne geçiriyordur acep?
Kadın Her Yerde Kadındır
Şahan Gökbakar'dan Recep İvedik 2
Haftaiçi arkadaş ısrarıyla ben de trende uyup gittim bu filme. Bu tarz filmleri sinemada değil televizyonda veya bilgisayarda izlemeyi tercih eden bir insan olduğum için ilkine gitmemiştim. İlk cümlede film dediğime bakmayın, bir sürü Recep İvedik skecinden oluşan bir "Dikkat Şahan Çıkabilir" adeta. Haksızlık yapmayayım, filmde baya güldüğüm sahneler oldu; özellikle yoga ve Japonlu sahneler oldukça komikti. Yine de gidin sinemada görün diyeceğim bir film değil. Biraz zaman geçsin, indirin internetten şöyle bir göz atın derim.
Bu serinin elde ettiği başarıdan yola çıkıp sosyolojik çıkarımlar ya da toplum eleştirisi yapanlar var. Onların çabasını çok saçma buluyorum. Mr. Bean için İngilizler'e, Austin Powers için Amerikalılar'a aynı eleştirileri kimsenin yönelttiğini hatırlamıyorum, zaten doğru olan da bu. Yapmaya çalıştıkları analizler Türk insanı gibi özel bir durumu istese de çözemez ki...Yalnızca şunu söyleyeyim; Recep İvedik serisine Recep İvedik gibiler gitmiyor, filmde sürekli Recep İvedik'i alttan alan, görmezden gelmeye çalışan kesim var ya, işte onlar gidiyor bu filme. Ekleyecek olursam, bu tip sabun köpüğü fimlere kendince anlam yüklemeye çalışıp yıllardır ayn eleştirileri yapan kimseleri duyarsız buluyorum. Şahan'la bunu söylediğinden dolayı dalga geçiliyor ama, bu filmin tek başarı kriteri giden sinema seyircisi sayısıdır, başka da birşey değil. Serinin ikinci filmi ilk filmin rekorunu ilk 3 günkü gidişatla kıracak gibi gözüküyor ama bana toplamda geçemeyecekmiş gibi geliyor. Bunu herhangi bir mantık yürütmeyle falan değil, tamamen içimden gelen hissiyatla söylüyorum.
Şahan'ın bu filmin 3.sünü çekmesini istemem, keşke yeniden kanallara geri dönse, ekranda sürekli takip ettiğim nadir isimlerdendi. Ama bu filmlerin getirdiği para çok daha fazla ve götürdüğü zaman çok daha az olduğu için, bu kolay kolay gerçekleşecek bir hadise değil. Öyle ya da böyle Zoka programı sunuculuğundan Türkiye'nin en ünlü adamlarından biri olmak( hem de böyle kısa bir sürede) Allahtan bir lütuf olsa gerek. Recep İvedik serisini cılkını çıkarmadan bitirmesi lazım, yoksa kariyeri eninde sonunda düşüşe geçecektir.
Turgut Altınok
Turgut Altınok, AKP'li Keçiören Belediye Başkanı. Keçiören'de oldukça sevilen bir başkan ve her yerel seçim öncesi Melih Gökçek'in en büyük rakibi. Şimdiye kadar "Bir dahaki seçime büyükşehir adayımız sen olacaksın" tesellisiyle avutulmuştu. Bundan sonra ise siyasi hayatını devam ettirmesine Türkiye şartlarında pek imkan yok, malum seks kasedi şantajı iddialarıyla. Bu konu hakkında size birkaç temel nokta sunayım, siz de yorum gücünüzü konuşturun gelişen olaylarla ilgili.
Önce;
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=226535
http://www.haberaktuel.com/news_detail.php?id=355&uniq_id=1235251666
Daha sonra;
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=766253&title=altinok-melih-gokcekin-rakibi-oldu
Ondan da sonra;
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11018236.asp?gid=229
En son;
http://www.superpoligon.com/haber/8889
Ve şimdi;
http://www.gazeteguncel.com/haber-Turgut-Altinok-yine-sasirtti-1911/
http://www.stargundem.com/siyaset_haberleri/39219-Gokcekten-Turgut-Altinok-aciklamasi-haberi.html
Bu olay Murat Karayalçın için küçük de olsa bir umut doğurdu aslında. Ama Melih Gökçek'ten korkulur, bir kere daha kendisiyle uğraşılmayacağını ispatladı.
Önce;
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=226535
http://www.haberaktuel.com/news_detail.php?id=355&uniq_id=1235251666
Daha sonra;
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=766253&title=altinok-melih-gokcekin-rakibi-oldu
Ondan da sonra;
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11018236.asp?gid=229
En son;
http://www.superpoligon.com/haber/8889
Ve şimdi;
http://www.gazeteguncel.com/haber-Turgut-Altinok-yine-sasirtti-1911/
http://www.stargundem.com/siyaset_haberleri/39219-Gokcekten-Turgut-Altinok-aciklamasi-haberi.html
Bu olay Murat Karayalçın için küçük de olsa bir umut doğurdu aslında. Ama Melih Gökçek'ten korkulur, bir kere daha kendisiyle uğraşılmayacağını ispatladı.
Metalin Mantığı Grup İsimlerinde Saklı
BKA 2 - Tirad
Bu kelimeyi de film eleştirisi yazılarında bazen görürdüm, anlamını cümleye göre çıkarırdım aşağı yukarı ama emin olamazdım. Türk Dil Kurumu yardımıyla bu kelimenin de anlamını öğrenmiş bulunuyorum. Hemen paylaşayım:
Tirad; oyun kişilerinin uzun soluklu konuşmalarına verilen ad oluyor. Yani sinemada veya tiyatroda x adlı oyuncunun çok uzun süre kesmeden birşeyler anlatması x'in tiradı olarak geçiyor.
Bilgilerinize efendim:)
Tirad; oyun kişilerinin uzun soluklu konuşmalarına verilen ad oluyor. Yani sinemada veya tiyatroda x adlı oyuncunun çok uzun süre kesmeden birşeyler anlatması x'in tiradı olarak geçiyor.
Bilgilerinize efendim:)
Hate Robinson
Ben mi bu işten anlamıyorum, yoksa all-star haftasında smaç yarışmalarının parıltısı giderek sönüyor mu? Yetenek yarışmasıyla 3 sayı yarışmasını zaten pek sevmem, bu yarışmanın da havası sönerse hemen all-star maçına geçin diyesim geliyor benim.

Nate denen eleman türlü şaklabanlıklarla bu sene de haksız bir şekilde yarışmayı kazandı(Daha önce Iguodala'nın hakkını yemişti 2006'da). Smaç güzelliğine değil şova verilen puanlar kesinlikle yarışmanın sportif değerini öldürüyor. Bir oyuncu sırf kısa diye(aynı boydayız bu arada, adam smaç vuruyor, ben üst rafa zıplayamıyorum, ama bu farklı bir konu, zira ben smaç yarışmasına katılıp sinir bozmuyorum) her smacını müthiş bir hareket gibi görmek de çok mantıksız.
Neyse, seneye LeBron yarışmaya katılacağını açıkladı biraz da ukala bir tavırla. Kendisi biraz kolpacıdır bu konularda ama, eğer seneye bu yarışmada izlersek Allah küçük Nate'e kolaylık versin diyorum.

Nate denen eleman türlü şaklabanlıklarla bu sene de haksız bir şekilde yarışmayı kazandı(Daha önce Iguodala'nın hakkını yemişti 2006'da). Smaç güzelliğine değil şova verilen puanlar kesinlikle yarışmanın sportif değerini öldürüyor. Bir oyuncu sırf kısa diye(aynı boydayız bu arada, adam smaç vuruyor, ben üst rafa zıplayamıyorum, ama bu farklı bir konu, zira ben smaç yarışmasına katılıp sinir bozmuyorum) her smacını müthiş bir hareket gibi görmek de çok mantıksız.
Neyse, seneye LeBron yarışmaya katılacağını açıkladı biraz da ukala bir tavırla. Kendisi biraz kolpacıdır bu konularda ama, eğer seneye bu yarışmada izlersek Allah küçük Nate'e kolaylık versin diyorum.
Şahan Yılmaz - Arif İvedik
Cem Yılmaz Türkiye'de kendi alanında en çok zirvede duran isim olmalı. Yıllardır kalitesini koruması, anı yakalaması ve pırıltılı zekasından taviz vermemesi gerçekten takdire şayan. Şahan Gökbakar'ınsa televizyonda yaptıklarını hiç kimse yapmadı, adam gördüğü herkesle dalgasını öyle güzel geçti ki, bu sayede hayran kitlesi de çok hızlı bir şekilde büyüdü. Tabii o bu programlara devam etmek yerine kolaya kaçıp baymaya başlayan Recep İvedik serileri üretiyor. Çok daha kolay ve garanti para getirdiği kesin bu filmlerin ona.
Neyse , konu A.R.O.G ya da Recep İvedik kritiği değil, bu ikilinin birbirleriyle ve medyayla olan artık garipleşmeye başlamış ilişkileri. Dünyada hangi iki komedyen böyle saçmasapan bir rekabete tutuşur anlamıyorum. En ufak eleştiriye tahammülü olmayan, başarılarının arkalarında sağlam duramayan insanlar oldular. Birbirlerine destek olup duracakken laf çarpıp durmalar. Özellikle burada Cem Yılmaz'a değinmek istiyorum; Türkiye'nin belki de en başarılı insanı olarak hala bir memnuniyetsizlik, hala bir diğerlerini küçümseme çabası içine giriyor. Merak etmesin, izleyen insanlar onun yeteneğini, bilgisini, hazırcevaplılığını her zaman takdir ediyor. Vizyona giren filmi 3 tane sağlam gişe filmiyle(Osmanlı Cumhuriyeti, Muro, Issız Adam) yarıştı, buna rağmen 3.7 milyon seyirci izledi o filmi. Tamam çok harcama yapmış bu filme ama karşılığını da almış işte. 5 ya da 6 milyonluk bir seyirci mi bekliyordu anlamıyorum. Bir sinema filminin başarısı sadece daha fazla gişe hasılatı ya da seyirci rekoruyla mı ölçülür, bunu hiç anlamıyorum.
Şahan da cins hareketlerde, birinin bir filmi beğenmesi o kişinin kendi insiyatifindedir. Şu niye beğendi, bu niye beğenemedi diye tek tek eleştirmek yapılan işe gölge düşürür. Bu kadar fazla seyirci ilk filmden kendisi bile beklemiyordu bence. Kimsenin beklemediği bu durum ölçüsüz eleştirileri beraberinde getirse dahi Şahan'ın farklı karşılık vermesini isterdim şahsen. Bir de kız arkadaşları falan birbirine sataşıyor ya; bu komik değil, sadece gülünç duruma düşmek oluyor. Bakın iki filmle ilgili pozitif ya da negatif hiç bir yorum yapmadan yazdım bunları, göstermek istediğim bu ikilinin bu aralar hiçbir yoruma tahammülü olmayışı.
İkisini de canlandırdıkları karakterler ele mi geçiriyor ne?
Neyse , konu A.R.O.G ya da Recep İvedik kritiği değil, bu ikilinin birbirleriyle ve medyayla olan artık garipleşmeye başlamış ilişkileri. Dünyada hangi iki komedyen böyle saçmasapan bir rekabete tutuşur anlamıyorum. En ufak eleştiriye tahammülü olmayan, başarılarının arkalarında sağlam duramayan insanlar oldular. Birbirlerine destek olup duracakken laf çarpıp durmalar. Özellikle burada Cem Yılmaz'a değinmek istiyorum; Türkiye'nin belki de en başarılı insanı olarak hala bir memnuniyetsizlik, hala bir diğerlerini küçümseme çabası içine giriyor. Merak etmesin, izleyen insanlar onun yeteneğini, bilgisini, hazırcevaplılığını her zaman takdir ediyor. Vizyona giren filmi 3 tane sağlam gişe filmiyle(Osmanlı Cumhuriyeti, Muro, Issız Adam) yarıştı, buna rağmen 3.7 milyon seyirci izledi o filmi. Tamam çok harcama yapmış bu filme ama karşılığını da almış işte. 5 ya da 6 milyonluk bir seyirci mi bekliyordu anlamıyorum. Bir sinema filminin başarısı sadece daha fazla gişe hasılatı ya da seyirci rekoruyla mı ölçülür, bunu hiç anlamıyorum.
Şahan da cins hareketlerde, birinin bir filmi beğenmesi o kişinin kendi insiyatifindedir. Şu niye beğendi, bu niye beğenemedi diye tek tek eleştirmek yapılan işe gölge düşürür. Bu kadar fazla seyirci ilk filmden kendisi bile beklemiyordu bence. Kimsenin beklemediği bu durum ölçüsüz eleştirileri beraberinde getirse dahi Şahan'ın farklı karşılık vermesini isterdim şahsen. Bir de kız arkadaşları falan birbirine sataşıyor ya; bu komik değil, sadece gülünç duruma düşmek oluyor. Bakın iki filmle ilgili pozitif ya da negatif hiç bir yorum yapmadan yazdım bunları, göstermek istediğim bu ikilinin bu aralar hiçbir yoruma tahammülü olmayışı.
İkisini de canlandırdıkları karakterler ele mi geçiriyor ne?
Masumiyeti Kaybetmek
Masumiyet...İnsanın en korunmasız ve zayıf duygusu...
Kim çocuk kalmış ki ölene kadar? Biz kalacaktık...Hala tertemiz bakan kaldı mı hayata? Kiri pası üzerimizden akıyor yılların..Bizi çevreleyen tabularımız ve kurallarımız da masumiyeti koruyamadı mı?Oysa sonsuza kadar iyi olacağımızı söylemiştik kendimize...
Dünya döndükçe farkında olmadan biz de dönüyoruz. Çoğu zaman ruhları değişime uğrayan insanlar farkedemezler dönüştükleri başkalarını kendi bedenleri içinde. Zaman ve hayat baş edilmeyecek düşmanlardır. Geriye dönüp baktığında, bunca mücadele ve acının getirdikleri seni de onlardan biri yapmıştır.
Keşke kaybettikten sonra kazanabilseydik geri...
Kim çocuk kalmış ki ölene kadar? Biz kalacaktık...Hala tertemiz bakan kaldı mı hayata? Kiri pası üzerimizden akıyor yılların..Bizi çevreleyen tabularımız ve kurallarımız da masumiyeti koruyamadı mı?Oysa sonsuza kadar iyi olacağımızı söylemiştik kendimize...
Dünya döndükçe farkında olmadan biz de dönüyoruz. Çoğu zaman ruhları değişime uğrayan insanlar farkedemezler dönüştükleri başkalarını kendi bedenleri içinde. Zaman ve hayat baş edilmeyecek düşmanlardır. Geriye dönüp baktığında, bunca mücadele ve acının getirdikleri seni de onlardan biri yapmıştır.
Keşke kaybettikten sonra kazanabilseydik geri...
Ferhat Göçtü !!!
Dünya çocuk gününde,
Neşeliyiz hepimiz.
Bizi mutlu yapana,
Çok teşekkür ederiz.
Evet bu sefer beklenmedik bir intro yapıp sizi şiirle karşıladım !! Şaşırdınız değil mi ? Bence de şaşırdınız. Peki benden size bir soru, şair burada kime-neye seslenmekte ? Bayrak, çocuk, Maykıl Ceksın ? Bilemediyseniz yanıtı hemen veriyorum tabii ki Ferhat Göçer !! Evet, cinaslı kafiyenin içerisindeki alt metin Ferhat Göçer.
Öncelikle herkezin aşağıdaki videoya kulak vermesini istiyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=spGhrNOtzNc&feature=related
Evet önce biri bana versin o sensin dedi, neyse gençtir, doktordur, belki sorunları vardır dedik sineye çektik. Genel cerrahtır, ekmeğinin peşinde koşan adamdır, işi zordur dedik. Neden ? Çünkü daha önce bir arkadaşımın belirttiği gibi nerde kıl dönmesi var (götte), nerde basur var (götte) peki kim bakar bu hastalara (genel cerrah), kimde yaygın bunlar (erkek), e erkek götü nasıl (ne sensor ne ben söyleyeyim). E adam müzik sektörüne girmekte haklı hayatın kötü yüzünü görmüş hep.
Hadi bu kadardına eyvallah dedik. Müzik sektörünün kalbi geniş, Sincanlı Filizinden İsmail YK sına kadar birçok isim var, aralarında bir şekilde yer bulursun, bulamazsan da ayakta gidersin dedik.
Peki sen ne yaptın Ferhat ? Hadi utanmadan gözlerimizin içine bakarak söyle ne yaptın ? Hacı ? Kanka ? Kanka napıosun hayvanherif !? Sana diyorum Ferhat ! Sanaaa, sanaaa ve sanaaa !! Tiksiniyorum senden ! Hıncalsın, uluçsun benim için bundan sonra !!
Bu Mümtaz Rakmetıl faciasından da kötü birşey lan. Rock you ? Sen kimi rock lıyorsun olm bu takımla, ütün bozulmaz mı Fer-Hat ! Hey-hat ! Türkiye yer mi bu numaraları ? Yemez ! Biz dadaloğullarının,mevlananın torunlarıyız biz ! Üreteniz cana can vereniz biz ! Tamer Karadağlıyız biz ! Bak yine sinirlendim lan.
Neyse şiirle başladığım bu postu ünlü Türk düşünürü İsmail Türüt'ün dizeleri ile bitirmek istiyorum. Umarım biraz olsun ibret alırsın Ferhat !
Bizde varken bu duruş
Emicaniz olsa bush
Alayiniz bes kuruş
Etmez karadenizde
İsmail, tell me the türüt ! Sen ki bir zamanlar götüne göbeğine bakmadan Mehmedali beyin programında hediye odasına koşarak kendini yataklara atar, hızını alamayıp düşerdin. Neyse sabah oldu bir sonraki postumda sana da değineceğim !!
Kenny Constantine Portekiz'den bildirdi.
LeBron vs. Kobe (MSG)
Kobe'nin sezonun ve Madison Square Garden tarihinin sayı rekorunu 61 sayıyla kırdığı maçtan sonra New York Cleveland'ı ağırladı. LeBron ne yapacak diye herkes bekleşirken o da kendi tarzında spektaküler bir oyun ortaya koydu: 52 sayı, 10 ribaund, 11 asist. 1975'den beri ilk kez bir oyuncu 50 sayıyı geçip triple double yapıyor bir maçta(son yapan Kareem Abdul-Jabbar). Aslında sayılar açıklıyor 2 oyuncuyu da: LeBron daha all-around, Kobe'ninse daha büyük bir skor potansiyeli var.
Madison Square Garden'ın tılsımını bir kez daha görmüş olduk biz de.
Sahalarda Görmek İstemediğimiz Hareketler
Kesin kararımı verdim, Çok Güzel Hareketler Bunlar izlediğim en kötü komedi programı. Yani zamanının Reyting Hamdi'sine bile kendi naifliğinde bir program olduğu için tahammül edebiliyordum, bu ÇGHB resmen tahammül sınırlarımı zorladı. Ne ekran başında ne de sinemada birşey izlerken çok gülen bir insan değilim, komedi programlarını izlerken öyle kahkahalarla gülmesem de eğlenirim baktıkça. ÇGHB'ye ne zaman kanal değiştirirken rastgelsem bir his geliyor bana, size hiç oldu mu bilmiyorum; hani birisini sahnede ya da televizyonda izlerken onun yerine utanırsın çünkü çok kötüdür adam, onun o kadar başarısız olmasına içten içe üzülürsün, empati kurarsın o kişinin o andaki durumuna. Ne zaman bu programda debelenen yavrucakları görsem içimde bu duygu oluşuyor benim. Yılmaz Erdoğan da sevilen bir insan olmaktan giderek uzaklaşıyor, benim şahsi kanaatimce. Bana ne adamın skece gülmesinden, sahneyi çekin çok birşey varsa sahnede, ne adamı çekip duruyorsunuz?
Nasıl Yani? -3-
Son iki haftadır internet kullanıcısı olmadığım için bu olayı yazamamıştım bloga, şimdi fırsatını buldum. Şu linke bir göz atın önce:
http://www.contactmusic.com/news.nsf/article/perry%20given%20rihannas%20award%20by%20mistake_1092116
Ya bir ödül töreninde her türlü aksaklık olur; mikrofonlar çalışmaz, arkadaki dekor çöker, sunucular gelmez vs. Ama bütün bu saydıklarımdan daha absürd bir olay var ortada. Lan törenin amacı ödül vermek, yanlış adama verilir mi kardeşim. Federasyon başkanının ligin 2.sine kupayı vermesi gibi birşey bu. Bundan böyle Kral Tv Müzik Ödülleri daha saygındır NRJ'den benim gözümde.
Allahtan Perry ödül törenini terketmemiş de geri vermiş ödülü Rihanna'ya. Bak yine delirdim, bari açıklamayın be yanlış verdiğinizi, rezil olacağınıza ödül Perry'de kalsın.
http://www.contactmusic.com/news.nsf/article/perry%20given%20rihannas%20award%20by%20mistake_1092116
Ya bir ödül töreninde her türlü aksaklık olur; mikrofonlar çalışmaz, arkadaki dekor çöker, sunucular gelmez vs. Ama bütün bu saydıklarımdan daha absürd bir olay var ortada. Lan törenin amacı ödül vermek, yanlış adama verilir mi kardeşim. Federasyon başkanının ligin 2.sine kupayı vermesi gibi birşey bu. Bundan böyle Kral Tv Müzik Ödülleri daha saygındır NRJ'den benim gözümde.
Allahtan Perry ödül törenini terketmemiş de geri vermiş ödülü Rihanna'ya. Bak yine delirdim, bari açıklamayın be yanlış verdiğinizi, rezil olacağınıza ödül Perry'de kalsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

