Kanye West'in Derdi


Daha önce de buna benzer şeyler yapmıştı Kanye West, ama MTV Müzik Ödülleri'nde En İyi Kadın Şarkıcı'yı Taylor Swift alınca sahneye çıkıp "Beyonce hakettiydi..." diye çığırtmasından sonra Taylor Swift'in Bambi gibi yaralı ceylan kıvamına gelmesi...Yazık lan kıza. Hiçbir zaman kibar bir adam sayılmasa da öküzlükte yeni bir sayfa açtı Kanye. Ki aslında kendisi hepsi birbirinin kopyası olan genç siyah erkek şarkıcılardan cidden farklı ve özgün bir müzik yapan bir adamdır, önemli biri yani aslında, ama 'ne oldum delisi' derler ya, tam o tavır işte

Ondan sonra da Jay Leno'ya çıkıp binbir özürler, ağlamalar falan. Niye yaptın olum o zaman? Davranış bozukluğu doğuştan mı geliyor ünlülerde, yoksa sonradan şartlar mı bunu oluşturuyor?

Neredesin Matt?

Matt Harding diye bir herif, bilgisayar oyunları tasarlamış, zengin bir abimiz. Hayattan sıkılıp dünyayı gezmeye karar veriyor, ama çok da alışılmış bir şekilde değil. Youtube'da en meşhur videolardan birini hazırlamış.Ara sıra izlerken gözümden yaş gelen bu videoyu belki daha önce görmemişsinizdir diye sizle paylaşmak istedim, çok güzel bir şey.

5-0


Sırplarla oynayıp kazandığımız maçın uzatma skoru. 0'a karşı uzatma hiç görmüş müydüm, hatırlamıyorum. Son saniyede hiçbir önemi olmayan atışı bile uçup bloklayan oyuncularımızın olması, kazanmaya kendimizi ne kadar şartladığımızın göstergesi. Yalnız basketbol aklından yoksun oynadık bu maç, maçın büyük bölümünde hiç organize olamadık. Hido'nun dizi hep böyle ağrıyıp hep böyle şut atacaksa (1/16(bez getir Nuri!)) işimiz var. Bana Slovenya maçını kaybedip elemelerden beri süregelen 11-0'lık galibiyet serimizi bozacakmışız gibi geliyor. Kaybetsek de çok önemli değil, hem ilk 2'yi garantileyip avantaj sağladık, hem de şu ana kadar çok güzel bir basketbol karakteri gösterdik.

Ömer Aşık, sana hala aşığım ama bir de şu faulleri soksan sana tapabilirim.

Chris Cornell - Imagine

John Lennon'ın efsanevi şarkısı 'Imagine' son 20 yılın çok önemli vokallerinden Chris Cornell tarafından yorumlanmış. Bir kulak verin, tabii A Perfect Circle gibi bu şarkıyı bambaşka bir hale sokmamış, ama fena değil yine. Chris Cornell 45 yaşındaymış bu arada, hiç göstermiyor ya.

İç ses: Olum adam 20 yıldır önemli vokalist diyosun, sonra 45 yaşında olmasına şaşırıyorsun.
Ben: Ne bilim abi, seksi erkek imajı falan var ya, ondan 45 yaşında değildir diye şey ettim.

Ricky Rubio


Avrupa basketbolunu takip edenler, bu adamı çok uzun zamandır tanıyorlar zaten, Amerika'da draft öncesi ve sonrası en çok konuşulan adamlardan biri oldu. 15-16 yaşlarında Euroleague'deki müthiş istatistikleri onu draftta "hot prospect" haline getirdi. Minnesota onu istiyor, Memphis onu istiyor, N.Y istiyor, yeniden yapılanmaya gircek her takım onu istiyor. Rubio da havalara girmiş biraz. Şuna gelmem, ona giderim, havası kötü, musluk suyu içilmiyo falan...Bizim maçta da gördüm, NBA'e geldiği zaman çok net "overrated" olur. Şutu tamam pek iyi değildi ama, iyice gerilemiş. Sette oyun kuramıyor, tıkır tıkır işleyen İspanya tekerine çomak sokmuş adam. NBA Avrupalılar için özellikle gard pozisyonunda tutunması çok zor bir yer, bu arkadaş da yukarılardan seçildiği için baskı üzerinde olacak. Avrupa'da 2 yıl daha kalacakmış, o sürede de çok gelişemez. Bilmiyorum, bir kaşık suda fırtına koparıldı bu adam için, siz Harden'a, Curry'e bakın esas.

Bizim maç demişken, iyi koyduk İspanya'ya. Ömer Aşık'a aşığım.

Soğuk Yiyiniz!



İngiltere, 2008 Avrupa Şampiyonası'na katılmak için son maçta Hırvatlarla oynamıştı evlerinde. Hırvatistan çoktan şampiyonaya gitmeyi garantilemişti, İngilizlerin mutlak kazanması gereken maçta yukarıdaki resimde kaleci kılığına girmiş abanoz Carson'ın da yardımıyla 3-2 galip gelerek onları kupaya katılmaktan mahrum bırakmıştı. McClaren gitti, Capello geldi, İngilizler bu maçın verdiği acıyı unutamadı. 2010 Dünya Kupası Elemelerinde yine Hırvatistan'la eşleştiklerinde kader ağlarını örmüş gibiydi.


Bu sefer rolller değişmişti. Kupaya katılmayı çoktan garantileyen İngiltere, Ukrayna'ya yetişmek için mutlak kazanmak zorunda olan Hırvatistan'ı ağırlayacaktı. Bu sefer pek konuksever takılmadı İngiltere, 5-1'lik ezici galibiyette goller Gerrard(2), Lampard(2), Rooney'den geldi. Şimdi Üç Aslan'ın son maçı Ukrayna'yla deplasmanda, büyük ihtimalle o maça da yatacaklardır. Ne de olsa intikam soğuk yenen bi yemektir, benim bildiğim İngilizler de tadını çıkara çıkara yer bu yemeği.

BKA 4 - Paradigma

Bu kelime hakkında bir fikrim vardıysa da, TDK ve internet araştırmaları sonucunda kafam iyice çorba oldu. Sözlük anlamını verelim:

I . aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, dizi.
II . belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi.
III . model.

Anladığım kadarıyla paradigma önceden gelen birikim ve tecrübeleri de kişinin ya da bilimin doğru kabul ettiği genel bir bakış açısı oluyor. Yani Müslümanlar da, Yahudiler de, Hristiyanlar da tek tanrıya inanıyor; ama inanış ve ibadet biçimleri, tanrı kavramına getirdileri yorumlar farklı. Mesela Müslümanlık içinde de farklı paradigmalar var, an itibariyle kişilerin kesin doğru olarak gördükleri, ama değişmezliğinin kesin olmadığı kavramlar. Dinden ziyade bilimde paradigma değişimleri daha popüler ve süregelendir, lakin böyle bir olayda da bilim dünyasının gidişatı toptan değişir. Mesela Newton'un kütle ve enerji kuramı bilim dünyasında bir paradigmaydı, ama Einstein görecelilik kuramıyla bambaşka bir bakış açısı getirdi fiziğe. Şu anda da fizik dünyası o paradigmaya bağlı olarak yol alıyor. Falan filan işte...

Kvarforth



Shining grubunun ya deli ya da müthiş bir oyuncu olan vokalistinin Black Metal Satanica belgeselinden küçük bir alıntı. Gerçek adı Niklas Olsson'dur.

"The guy cut and opened his leg and I tried to get the flesh out. There was standing a hungry looking whore, so I put piece of flesh to her mouth, but of course she spit it out. In my life I have met only three or four woman worth talking to. The rest should be killed."

?!?!???!!!

Demirkubuz

"Filmlerinizde neden müzik kullanmıyorsunuz?" sorusuna Zeki Demirkubuz'un cevabı:

"Sinemayla müzik kötü bir evlilik… Tuhaf bir evlilik… Hiçbir kriteri olmayan aşağılık bir evlilik derecesinde birbirini kullanan evlilikler vardır. İnsanlar birbirlerini kullanmak için o ililşkinin içinde kendilerini bulurlar. Günümüzde müzikle sinema ilişkisi biraz da buna benzedi. O onun pisliklerini eksikliklerini kapatıyor, diğeri de onun pisliklerini kapatıyor. Bunu böyle görüyorsam, bu konu benim dikkat etmem, hatta dikkat etmemden öte tavır göstermem gereken bir konu. Bir sahneyi yeteri kadar olması gerektiği gibi anlatamazsınız yine aynı şekilde mizansenini sahnenin yazılma amacını anlatamazsanız müzik devreye girer."


Seneye gösterime girecek olan filmi "Kıskanmak"ın fragmanını izledim az önce. 115 saniyelik fragmandan en önemli izlenimim, umarım Berrak Tüzünataç tercihi berbat etmez bu filmi, çünkü Zeki Demirkubuz'un sinema dilini ve tarzını çok beğenirim.
Ne olursa olsun, kesin sinemada gideceğim filmlerden birisi olacak "Kıskanmak".

The Curious Case of Engin Duran

Last Fm Sürüncemesi


İnternette sörf yaptı yapalı en çok sevdiğim şey http://www.lastfm.com.tr/ ve Last Fm radyosu. Maalesef belli bir süredir (3-4 ay olmuştur) radyodan müzik dinlemek paralı hale geldi. Sözünü ettiğim radyo internetteki açık ara en geniş arşive sahip radyo, Cem Karaca'dan Silencer'a kadar bir sürü müzisyen ve müzik grubunu bulabildiğiniz, türlere ya da sevdiğiniz grupla benzerliklerine göre saatlerce müzik dinleyebilceğiniz son derece faydalı bir eklenti. Benim müzik zevkimin büyük oranını oluşturdu diyebilirim. Cüzi de sayılabilecek bir rakam istedikleri aslında, aylık 3 dolar; yine de geçip geçmeme de hala kararsızım. Malum maddi kriz dönemi, 3 sente bile muhtacız bu sıralar. Amerika'da ve Almanya'da da hala ücretsizmiş, oh ne ala...Bizdeyse telif hakkı sorunları cart curt...Blogdaki eklentinin de işlevi bitti bu yüzden. Çok zor durumdayım be Last, bir el atsan...

Geri Geldim!

Rapimi çarmıha gerenleri

Batı Berlin geri geldi.

Eğil hiç bi'şey ölmeden yeraltı değil

Kemikleri kireçlendi.


Rapstar 'O Ye Man' Fuat'ın da belirttiği üzere iş, güç, bilumum hayat mücadelesi sebebiyle ara verdim, şimdilerdeyse anlamsız bir geri dönüş yaşadım blog dünyasına. Sınavlar bitsin, ev bulayım, gerçek evimin de yolunu bulayım derken Eylül olmuş ya, yaa...Bu arada bir sürü atraksiyon meydana gelmiş. Siz önden yürüyün, ben yetişirim size.

Fuat'ın parmaklar da dolma kalem gibi kardeşim.

Unforgiven - Clint Eastwood-Gene Hackman

- I don't deserve this... to die like this. I was building a house.
- Deserve's got nothin' to do with it.
- I'll see you in hell, William Munny.
- ...Yea...

Sadri Alışık - Ah Müjgan Ah

2009 NBA Play-off'ları

2009 sezonunda da NBA'de play-off başladı başlayacak. Şöyle ilk tur eşleşmelerine kısaca bir göz atıp tahminlerimizi yapalım.

Doğu Konferansı:

Cleveland(66-16) - Detroit(39-43): Hem LeBron hem de Cleveland beklenenlerin de üzerinde müthiş bir sezon geçirdi. Playofflara başlarken tüm olası eşleşmelerde saha avantajına sahipler ve bunu da sezon boyunca çok iyi kullandılar. Detroit ise bitmekte olan bir ekolün son çırpınışlarıyla girdi playoffa. Senelerdir ilk defa galibiyet sayısı mağlubiyetin altında kaldı normal sezonda Tecrübesiyle maçlarda fazla geriye düşmez ama tam gaz giden Cavaliers'ın önünde fazla duramaz. 4-1 Cleveland diyorum.

Boston(62-20) - Chicago(41-41): Boston'da Garnett yok, belki tüm playoffu kaçıracak. Pierce ve Allen'la nereye kadar gider bu takım meçhul. İlk turdan da fena kadrosu olmayan ama doğru basketbolu oynamayan bir Chicago geldi. Chicago kısalarının seriyi lehlerine çevirmek için skorer oynaması ve Boston'ın kısalarıyla baş edebilmesi şart. Garnett'siz Boston uzunlarının skor potansiyeli iyice düştü, açıkçası onlar için ilk tur bile çok zor geçecek. Serinin ilk maçının çok önemli olduğunu düşünüyorum, orada bir sürpriz yaparsa turu alabilir Chicago. Ama benim düşüncem seyirci ve son şampiyon faktörleriyle seri 4-2 Boston lehine biter, bir sonraki tur ise acı dolu olur.

Orlando(59-23) - Philadelphia(41-41): Orlando'da sakatlıklar can sıkmakta, Hidayet'in dönüp dönmeyeceği belli değil, ama iyi bir eşleşme yakaladılar. Philadelphia vasat oynayanve formsuz bir takım, Orlando'ya sene içinde süpürülmüş zaten. Orlando şutör kaynarken Philadelphia şut sokamıyor. Howard'a da çözüm bulamayacakları düşünülürse Hidayet'siz Magic'ten bile ancak 1 maç koparabilirler. Hidayet olursa süpürülme ihtimalleri yüksek. Tahminim 4-1 Orlando Magic.

Atlanta(47-35) - Miami(43-39): İki Florida takımı eşleşmesinde saha avantajı Atlanta'nın. Atlanta Phoenix'in Batı'da playoffa giremediği dereceyle Doğu'da 4. sıradan girmiş durumda. İyi bir takım ve evinde çok güçlü. Ancak istikrarsızlar ve içeride sadece Horford'ın eline bakıyorlar, onun da potansiyeli kısıtlı. Maimi ise koç Spoelstra ve Wade'in insanüstü çabalarıyla buralara geldi. Açıkçası bu seride Wade'in çıldıracağını, diğer oyuncuların da ona savunmadaki çabaları ve hücumda tamamlayıcı olarak yardım edeceğini düşünüyorum. Wade bu turu Miami'ye getirir, maçlarda da son saniye mücizeleri de bekliyorum ondan. Miami genel olarak çok güçsüz kadrosuna rağmen bu turda Atlanta'ya üstünlük sağlayacağını düşünüyorum. 4-2 Miami diyorum.

Batı Konferansı:

L.A.Lakers(65-17) - Utah(48-34): Senenin başında şampiyonluk parolasıyla çıkan Lakers, Batı'da fazla da zorlanmadan 1. sırayı aldı. Kadrosunun genişliğinden de sezon boyunca faydalandı, kilit oyuncuların hiçbirinin sezonda kendini fazla zorladığını düşünmüyorum. Bynum da geri döndüğünden beri iyi performanslar veriyor. Deron Williams'ı durdurmak onlar için seride temel problem olur. Utah'sa senelerden beri aşağı yukarı aynı düzeyde; sağlam bir takım ama en yukarıya çıkabilecek bir takım değiller. Memo'yla Boozer'ın oymayacakları oyun kafada soru işareti, yukarıda yazdığım Deron insanüstü bir çaba gösterecektir. Kobe'nin geçen seneki serideki hareketlerinden birkaç tane daha görebilirsek şahane olur. Onun bu seriye ağırlığını koyacağını düşünüyorum ve 4-1 Lakers diyorum.

Denver(54-28) - New Orleans(49-33): İki takım da güçlü kadrosuna rağmen istenen basketbolu ortaya koyamayan takımlardan. Özellikle New Orleans hayal kırıklığına uğratan bir takım. Sezon başında Posey'i de alıp kadrolarını güçlendirince onlardan Lakers'ın arkasında olmalarını bekliyordum, onlarsa Lakers'ın arkasaındaki takımla eşleştiler. Stojakovic iyice Radmanovic'e dönmüş, diğer rol oyuncuları da geçen seneden uzak. CP3 ve West birşeyler yapmaya çalışıyor. Denver da zora gelince pek başarılı olan bir takım değil. George Karl tarafından yönetilen bir takım bir kere, onları da favori gösteremiyorum. Chris Paul insanüstü birşeyler yapıp seriyi getirir gibi geliyor bana. 4-2 Hornets geçiyor içimden.

San Antonio(54-28) - Dallas(50-32): Son karşılaştıklarında efsanevi bir seri olmuştu, o zamandan beri iki takım da yaşlandı ve yıprandı. Rotasyonu yaşlı ve dar San Antonio seri ilerledikçe formdan düşebilir, üstelik Ginobili de sakat. Dallas ise son maçlarda biraz toparladı, güç dengesi olarak San Antonio'da aşağı kalır bir tarafı da yok. Josh Howard'a bu seride önemli sorumluluklar verilecektir. Düşük skorlu ve ortada maçlar izleyeceğimizi tahmin ediyorum, ilk iki maçtan bir galibiyet çıkarırsa Dallas avantajlı duruma geçer. Yıllar sonra San Antonio'nun ilk defa ilk turda eleneceğini düşünüyorum, 4-3 Dallas.

Portland(54-28) - Houston(53-29): Batı'da çoğunlukla denk güçler mücadele veriyor, ama içlerinden en tahmini zor seri bu bence. Portland evinde aslan deplasmanda kuzu görüntüsünde, Houston da onlara ters gelen bir takım. Roy'un Artest ve Battier'in savunmasında ne kadar performans vereceği merak konusu. Houston da T-Mac'siz çıkıyor bu tura, gerçi artık onun varlığıyla yokluğu belli bile değil. Bu seride maçlar 30'a da gidebilir, hep son saniyeye de kalabilir, ne yapacağı hiç belli olmayan iki ekip çünkü. Houston cephesinde Yao'nun potaaltı sertliğinden yılmaması, gardların da onu doğru yerlerde beslemesi şart. Hele bir de Artest kahramanlığa falan soyunursa facia yaşanır Rockets'da. Bu ilginç ve seyrinin zevkli olacağını tahmin ettiğim seri için her ne kadar tecrübe eksikliği hat safhada olsa da saha avantajıyla 4-3 Portland diyorum.