Nevrim Teorisi

Son olan gelişmelerden haberdarsanız; ülkemizin yüz akı dergilerinden Bilim ve Teknik'in bu ay çıkan sayısının kapağı Darwin olduğu için değiştirildiğini, editörününse Tübitak'ın başkanı tarafından kovulduğunu biliyorsunuzdur. Sonra yalanlamalar falan, filan...Bunlar olacak tabii, işin doğasında var. Yeni editör Adnan Oktar olsun, zira kendisi Tübitak başkanlık kurulumuzdan çok daha önce evrimcilere cihat ilan etmişti. Derginin dağıtımı da NT Mağazaları'na verilsin.

Evrim teorisinin savunanlar, teistik evrime inananlar, evrimi tümüyle reddedenler...Bu konu da toplumda çok az kişinin bilgi sahibi olduğu, ama bir sürü insanın fikrini sunduğu konulardan. Benim kendime ait fikrim teistik evrimdir, yani maddenin yaratılışı ve maddelerden oluşan proteinler ve tek hücreliler, sonra çok hücreliler diye uzar gider bu. Neyse, benim fikrim de sonuçta okyanusta bir su damlası, çok da emin değilim zaten. Amma velakin bugün evrime inansın inanmasın herkes doğrudürüst birkaç yayınımızdan biri olan bu dergiye vurulan darbeyi kınamalıdır. Bilimin ve fikrin özgürlüğünün ideolojilerle baltalanmasına alışkınız biz gerçi. Bu olay için "demokratik açılımları hazmedin" diyen insanların ülkemizde bulunması, köşe yazısı yazması, üstüne bir de biyoloji profesörü ünvanının bulunması ne acı.

Gerçi bu konuda teoriyi takım tutar gibi tutan insanları da savunmuyorum. "Türlerin Kökeni" kitabından beri evrim teorisinde de değişiklikler ve gelişmeler oldu. Bu teoriyi savunmak ya da savunmamak bir tercihtir, düşmanlık değil; bunu onların da anlayamadığını düşünüyorum. Ama onlar en azından böyle numaralarla kendi düşüncelerini dayatmıyorlar, açık açık tartışarak bunu yapıyorlar.

Velhasılıkelam, bu masalcıları Tübitak'ın halletmesinen sonra, Türkiye Futbol Federasyonu'nu lisanslı bir oyuncu hakkında göreve davet ediyorum. Lisansı yırtılsın, ismi değiştirilsin, gazımızı almazsa recm edilsin.

http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=30&kisiId=26349

Soyadı da devrim köpeğin, demokratik açılımlardan sonra yeri yok böyle adamların Türk futbolunda.

Gonca Öncel

Senden başka çektiğim dert kalmadı
Çektiklerim bana hiç ders olmadı
Verilecek bir hesabım kalmadı
Git, ellere yar ederim seve seve, seve seve
Ben seni seve seve...

Kimse seni sevmeyecek
Benim kadar, bu bir gerçek
İster kul ol ister köle
Tüm aşklar bir gün bitecek...

Kaybolunca etrafından insanlar
Anlarsın yalnız kalanlar ne yapar
Lüzumsuz bir aşk içinmiş tüm bunlar
Git, ellere yar ederim seve seve, seve seve..
Ben seni seve seve

Kimse seni sevmeyecek
Benim kadar, bu bir gerçek
İster kul ol ister köle
Tüm aşklar bir gün bitecek...

Diego Armando

Bilen de vardır bilmeyen de bu resmi, dayanamadım koydum bloga. Bu resme fazla yorum yapacak birşey de yok aslında; kelimeler Belçikalı oyuncuların bacakları kadar kifayetsiz Diego Armando'dan bahsedeken.

Müslüm Gürses ve Biz


Eskiden onu tu kaka gösteren tipler şimdi ne kadar benimsedi farkında mısınız? Müslüm Baba'nın pop ve rock şarkıları cover'laması bir anda jiletçi gençliğin simgesi olmaktan çıkardı, üniversiteli, cool gençlerimizin sevgilisi olmaya götürdü. Her zaman savunduğum birşey var ki, zaten hepsinin derinliklerinde su götürmez bir arabesk sevgisi vardı, sadece açığa çıkarmak için bir bahane arıyordular.

Beni tanıyan herkes bilmez ama benim en sevdiğim iki müzik türü metal ve arabesktir. Ayrıca ben Türkiye'de müthiş bir çoğunuluğun arabeski çok sevdiğini düşünüyorum. Ama geçmişten gelen ötekiye hayranlık ve arabeskin hayran kitlesi vs. bunu ifade etmelerine engel. Müzik kültürü çok küçük yaşlarda oluşmaya başlayan bir olgu; Türkiye'de çoğu insanın coğrafi(bkz: Türkiye'nin jeopolitik önemi falan filan), sosyal hayat ve kökenler sebebiyle kulakları arabeskle harmanlanmıştır. Hepsi arabesk değil belki ama doğu ezgileri diyelim. Bu yüzden ister minibüs şoförü, ister Ph.D sahibi olsun insanımızda sadece arabesk müziğe değil, arabesk kültürün tümüne eğilim vardır(Ondan başka bir yazıda detaylı bahsederim fırsat olursa). Türkiye'nin en çok ilgi gören rock grubunun Duman olması tesadüf olmasa gerek.

Eski konserlerinin hemen hemen tümünde kendini jiletleyen gençler bulmak mümkündü. Bu duruma verilen tepki kişiden kişiye değişir. Sonuçta bazı insanlar için müzik arka fon aracı, bazı insanlar için de duygu boşalmasıdır(benim için de öyle mesela). Ama buna tepki gösterip, Ceza'nın konserinde haykırarak küfrediyorsan, Şebnem Ferah'ın konserinde ağlıyorsan, Lamb of God konserinde ölüm duvarı yapıp karşındakine koşarak çarpıp yere seriliyorsan samimiyetsizsindir, çünkü senin için de müzik içindeki aşırılıkları ortaya çıkarmana yarayan bir olgudur.

Neyse efenim, bu sorunlar zaten bitti, artık gerine gerine Müslüm Baba diye bağırabilirsiniz; eskiden sevmezdiniz ama son kasetleri çok iyi abi...

Bir Telegol Klasiği

Fevkaladenin fevkindeki program Telegol, meşhur canlı yayın kazalarından birine daha bu sefer Ziya Şengül'le imzasını atmış. Ahmet Çakar'ın kelimeyi duyduğu andaki yüz ifadesine dikkat çekmek istiyorum.

Ahmet Çakar, Telegol, Flash Tv...Bunlar da olmasa cidden çekilmez bu diyarlar.

Vanessa Bryant



Karl Malone boşuna iş atmamış valla:) Yalnız üstündeki yazı biraz irrite ediciymiş, bir rapçi havası var kızımızda; zamanında Snoop Dogg'un klibinde oynamışlığı var zaten. Snoop için de Müslüman oluyor iddiaları var, bu iddialar doğruysa ve Cat Stevens'tan Yusuf İslam'a doğru bir dönüşüm yaşarsa bu göreceğim en absürd olaylardan birisi olur.

Nasıl Yani? -4-


Nasıl Yani?'miz über antrenör, aşmış insan Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun'dan bu sefer. Bülent Hoca buyurmuş:

http://www.spor3.com/news_detail.php?id=454187

Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye 6-0, Beşiktaş’ın da Liverpool’a 8-0 yenildiği maçları hatırlatan Uygun, “Evet biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. Belki 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz” dedi .


Ben de Fenerbahçe'liyim tamam da; bu kadar mı saçmalanır be kardeşim, bu kadar mı yalandan yalakalık yapılır? Fenerbahçe taraftarından sempati toplayacağını düşünüyor bu açıklamayla, acı olan şeyse bu görüşünde haksız olmaması. Hee böyle saçmalayıp Fener'in başına geçmeyi dşünüyorsa hayal bile etmesin. Galatasaray'a Beşiktaş'a laf atmak senin neyine, sen önce Liverpool karşısına çıkma şerefine eriş de; sonra bakalım 7-8-9'lar 17-18-19'a mı dönüşüyor?

"Generalin Türbülansı" muhabbeti de buraya güzel bir konu olabilirdi Bülent Hoca'dan. Ama incilerini bir dökmeye başlarsak bitmek bilmez. Neyse, son bir kuple alalım ondan bari.

http://www.ajansspor.com/futbol/superlig/h/20090129/wengere_meydan_okudu.html

Yurt dışında çalışan teknik direktörlerle, yerli teknik direktörleri de karşılaştıran Uygun, şöyle devam etti:
"Arsenal Teknik Direktörü Arsene Wenger, 1 milyar dolarlık takıma sahip olacak ve gelecek Sivasspor'u 3-0, 4-0 ya da 5-0 yendiği zaman dünyanın en büyük hocası olacak. Gelsin, Sivasspor ile beraber Arsenal'i 3-0, 5-0 yensin o zaman ben ona (dünyanın en büyük hocası) diyeyim. Buraya gelsinler, çalışsınlar da onları o zaman göreyim. Biz Türkler, dünyanın en iyileriyiz. Kalbimizde sevgi var, yeter ki en iyi olduğumuzu bilelim"

Dostum, neden biraz oturup soluklanmıyorsun?


Olmaz Herhalde


Bu sezonun ilk yarısında hayatımda gördüğüm en iyi futbolu oynayan Barça, kendi evindeki Espanyol ve bu haftaki Atletico Madrid yenilgilerinden sonra, ilk yarıda hayatımda gördüğüm en rezil Real Madrid'den sadece 4 puan önde. Tablonun bu noktaya gelmesi şaşırtıcı tabii, ilk yarı 3.lig takımına kupada elenen , kendi evinde sürekli hüsrana uğrayan Real Madrid'ken, Barcelona çoğu kuvvetli takımı 30 dakikada dörtlüyor ya da beşliyor, futbol oynamıyor şiir yazıyordu. Nou Camp'ta karşılaştıkları maçı hatırlıyorum da Real İstanbul'a gelmiş Anadolu takımı gibiydi sahada. Top rakipteyken yarı sahayı geçmeye korkan cinsten hem de... Peki şimdi ne oldu da işler tersine dönmeye başladı. Real Madrid haftalardır kazanıyor; Barça da kazansa bir işe yaramayacak ama Barça düşmeye başladı, şampiyonluk da riske girdi artık. Belki rehavet, belki Lionel Messi efsanesinin çok erken yaratılmış olması; ama bildiğim Barcelona buralardan şampiyonluk falan vermez adama. Yine de ilk yarıdaki yıkılmış Real Madrid'in iştahlanmaya başladığını sezmek zor değil.

Top 10 Kobe Bryant (2008-2009 Sezonunun İlk Yarısı)

Yeryüzünün en büyük skoreri, MVP, NBA tarihindeki birçok rekorun alt üst olmasının sebebi olan adamın bu sezonun ilk yarısında akıllarda kalan 10 hareketinin görüntüleri.

BKA 3 - Pseudo

Bu kelimemizi Türk Dil Kurumu'nun sitesinde tek başına bulmanız mümkün değil. "Pseudo" zaten bir sözcük değil, sözcüklerin başına getirilen bir ek olunca anlam kazanmakta. Getirdiği anlam da şu; bir durumun ya da özelliğin taklidi, sahtesi olmak. Yani pseudo-marjinal deyince aklımıza marjinal, aykırı hareket eden, toplumdan farklı olan değil; sahte marjinal, aykırı hareketler ve düşünceler için kendini zorlayan, toplumdan farklı olmaya çalışan biri canlanmalı gözümüzde. Bir de cümle içinde kullanalım.

Ben bugün pseudo-marjinal gördüm.

Yok bu tam olmadı, teoride doğru ama pratikte eksik var. Şöyle birşey deneyelim:

Günümüzün küreselleşen dünyasında trende karşı durmak da yeni bir trend haline geldiği için, ne yaptığından habersiz pseudo-marjinal tipler gençliğin önemli bir kesimini oluşturmakta.

Oh yeah:)Bu fena değil, mesaj da veriyor hem.

Hey Seni Yerler, Yerleeer

Bülent Korkmaz, Galatasaray'la 2009-2010 yılının sonuna kadar sözleşme imzalamış. Skibbe Kocaelispor karşısındaki 2-5'lik hezimetten sonra gönderildi biliyorsunuz. Kocaelispor demişken size günün bilgisi;Taner Gülleri(Yanılanlar olabilir, ismi yeni bir gül çeşidi değildir.) ligde attığı 13 golün 8'ini 4 büyüklere atmış. Gerçi 4 tane birden Galatasaray'a atınca istatistiğin şaftı kayıyor biraz ama, neyse.

Bülent'in Teknik Direktörlük kariyerini hatırladığım kadarıyla kendisi biraz anti-futbol yanlısıydı. Gittiği takımların maçlarına alt oynamak tercih edilirdi hep:)Galatasaray'da Türkiye'de son yıllarda hızlı oynamanın ve hücum futbolunun öncüsü bir takım(Skibbe'li son maçları saymayın, zaten ondan gönderildi adam.), bu takıma o tarzda bir futbol oynatırsa belki sezonu bitiremez. Genç ve Türk olmasının ilk yenilgide koltuğunu sallayacağı da aşikar. Fazla ömür biçemiyorum kendisine, biraz da ilk serüveninden dolayı abartıldığını düşündüğümden belki, sezon sonuna kadar anca dayanır gibi geliyor. Bakalım, belki de muhteşem bir teknik direktörün doğmasına tanıklık ederiz , kimbilir.

Hakan Şükür de hasetinden çatlıyordur şu sıralar.Cevat Hoca içinden ne geçiriyordur acep?

Kadın Her Yerde Kadındır

Foto muhabirlerinin düzenlediği "Yılın fotoğrafları - 2008" yarışmasında ödül alan fotoğraflardan birisi çok hoşuma gitti.

- Ay bu da kocasının torpiliyle gelmiş, caka satıyor.
- Şu giydiğini dilenciye vermem valla.

Şahan Gökbakar'dan Recep İvedik 2


Haftaiçi arkadaş ısrarıyla ben de trende uyup gittim bu filme. Bu tarz filmleri sinemada değil televizyonda veya bilgisayarda izlemeyi tercih eden bir insan olduğum için ilkine gitmemiştim. İlk cümlede film dediğime bakmayın, bir sürü Recep İvedik skecinden oluşan bir "Dikkat Şahan Çıkabilir" adeta. Haksızlık yapmayayım, filmde baya güldüğüm sahneler oldu; özellikle yoga ve Japonlu sahneler oldukça komikti. Yine de gidin sinemada görün diyeceğim bir film değil. Biraz zaman geçsin, indirin internetten şöyle bir göz atın derim.

Bu serinin elde ettiği başarıdan yola çıkıp sosyolojik çıkarımlar ya da toplum eleştirisi yapanlar var. Onların çabasını çok saçma buluyorum. Mr. Bean için İngilizler'e, Austin Powers için Amerikalılar'a aynı eleştirileri kimsenin yönelttiğini hatırlamıyorum, zaten doğru olan da bu. Yapmaya çalıştıkları analizler Türk insanı gibi özel bir durumu istese de çözemez ki...Yalnızca şunu söyleyeyim; Recep İvedik serisine Recep İvedik gibiler gitmiyor, filmde sürekli Recep İvedik'i alttan alan, görmezden gelmeye çalışan kesim var ya, işte onlar gidiyor bu filme. Ekleyecek olursam, bu tip sabun köpüğü fimlere kendince anlam yüklemeye çalışıp yıllardır ayn eleştirileri yapan kimseleri duyarsız buluyorum. Şahan'la bunu söylediğinden dolayı dalga geçiliyor ama, bu filmin tek başarı kriteri giden sinema seyircisi sayısıdır, başka da birşey değil. Serinin ikinci filmi ilk filmin rekorunu ilk 3 günkü gidişatla kıracak gibi gözüküyor ama bana toplamda geçemeyecekmiş gibi geliyor. Bunu herhangi bir mantık yürütmeyle falan değil, tamamen içimden gelen hissiyatla söylüyorum.

Şahan'ın bu filmin 3.sünü çekmesini istemem, keşke yeniden kanallara geri dönse, ekranda sürekli takip ettiğim nadir isimlerdendi. Ama bu filmlerin getirdiği para çok daha fazla ve götürdüğü zaman çok daha az olduğu için, bu kolay kolay gerçekleşecek bir hadise değil. Öyle ya da böyle Zoka programı sunuculuğundan Türkiye'nin en ünlü adamlarından biri olmak( hem de böyle kısa bir sürede) Allahtan bir lütuf olsa gerek. Recep İvedik serisini cılkını çıkarmadan bitirmesi lazım, yoksa kariyeri eninde sonunda düşüşe geçecektir.