Vanessa Bryant



Karl Malone boşuna iş atmamış valla:) Yalnız üstündeki yazı biraz irrite ediciymiş, bir rapçi havası var kızımızda; zamanında Snoop Dogg'un klibinde oynamışlığı var zaten. Snoop için de Müslüman oluyor iddiaları var, bu iddialar doğruysa ve Cat Stevens'tan Yusuf İslam'a doğru bir dönüşüm yaşarsa bu göreceğim en absürd olaylardan birisi olur.

Nasıl Yani? -4-


Nasıl Yani?'miz über antrenör, aşmış insan Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun'dan bu sefer. Bülent Hoca buyurmuş:

http://www.spor3.com/news_detail.php?id=454187

Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye 6-0, Beşiktaş’ın da Liverpool’a 8-0 yenildiği maçları hatırlatan Uygun, “Evet biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. Belki 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz” dedi .


Ben de Fenerbahçe'liyim tamam da; bu kadar mı saçmalanır be kardeşim, bu kadar mı yalandan yalakalık yapılır? Fenerbahçe taraftarından sempati toplayacağını düşünüyor bu açıklamayla, acı olan şeyse bu görüşünde haksız olmaması. Hee böyle saçmalayıp Fener'in başına geçmeyi dşünüyorsa hayal bile etmesin. Galatasaray'a Beşiktaş'a laf atmak senin neyine, sen önce Liverpool karşısına çıkma şerefine eriş de; sonra bakalım 7-8-9'lar 17-18-19'a mı dönüşüyor?

"Generalin Türbülansı" muhabbeti de buraya güzel bir konu olabilirdi Bülent Hoca'dan. Ama incilerini bir dökmeye başlarsak bitmek bilmez. Neyse, son bir kuple alalım ondan bari.

http://www.ajansspor.com/futbol/superlig/h/20090129/wengere_meydan_okudu.html

Yurt dışında çalışan teknik direktörlerle, yerli teknik direktörleri de karşılaştıran Uygun, şöyle devam etti:
"Arsenal Teknik Direktörü Arsene Wenger, 1 milyar dolarlık takıma sahip olacak ve gelecek Sivasspor'u 3-0, 4-0 ya da 5-0 yendiği zaman dünyanın en büyük hocası olacak. Gelsin, Sivasspor ile beraber Arsenal'i 3-0, 5-0 yensin o zaman ben ona (dünyanın en büyük hocası) diyeyim. Buraya gelsinler, çalışsınlar da onları o zaman göreyim. Biz Türkler, dünyanın en iyileriyiz. Kalbimizde sevgi var, yeter ki en iyi olduğumuzu bilelim"

Dostum, neden biraz oturup soluklanmıyorsun?


Olmaz Herhalde


Bu sezonun ilk yarısında hayatımda gördüğüm en iyi futbolu oynayan Barça, kendi evindeki Espanyol ve bu haftaki Atletico Madrid yenilgilerinden sonra, ilk yarıda hayatımda gördüğüm en rezil Real Madrid'den sadece 4 puan önde. Tablonun bu noktaya gelmesi şaşırtıcı tabii, ilk yarı 3.lig takımına kupada elenen , kendi evinde sürekli hüsrana uğrayan Real Madrid'ken, Barcelona çoğu kuvvetli takımı 30 dakikada dörtlüyor ya da beşliyor, futbol oynamıyor şiir yazıyordu. Nou Camp'ta karşılaştıkları maçı hatırlıyorum da Real İstanbul'a gelmiş Anadolu takımı gibiydi sahada. Top rakipteyken yarı sahayı geçmeye korkan cinsten hem de... Peki şimdi ne oldu da işler tersine dönmeye başladı. Real Madrid haftalardır kazanıyor; Barça da kazansa bir işe yaramayacak ama Barça düşmeye başladı, şampiyonluk da riske girdi artık. Belki rehavet, belki Lionel Messi efsanesinin çok erken yaratılmış olması; ama bildiğim Barcelona buralardan şampiyonluk falan vermez adama. Yine de ilk yarıdaki yıkılmış Real Madrid'in iştahlanmaya başladığını sezmek zor değil.

Top 10 Kobe Bryant (2008-2009 Sezonunun İlk Yarısı)

Yeryüzünün en büyük skoreri, MVP, NBA tarihindeki birçok rekorun alt üst olmasının sebebi olan adamın bu sezonun ilk yarısında akıllarda kalan 10 hareketinin görüntüleri.

BKA 3 - Pseudo

Bu kelimemizi Türk Dil Kurumu'nun sitesinde tek başına bulmanız mümkün değil. "Pseudo" zaten bir sözcük değil, sözcüklerin başına getirilen bir ek olunca anlam kazanmakta. Getirdiği anlam da şu; bir durumun ya da özelliğin taklidi, sahtesi olmak. Yani pseudo-marjinal deyince aklımıza marjinal, aykırı hareket eden, toplumdan farklı olan değil; sahte marjinal, aykırı hareketler ve düşünceler için kendini zorlayan, toplumdan farklı olmaya çalışan biri canlanmalı gözümüzde. Bir de cümle içinde kullanalım.

Ben bugün pseudo-marjinal gördüm.

Yok bu tam olmadı, teoride doğru ama pratikte eksik var. Şöyle birşey deneyelim:

Günümüzün küreselleşen dünyasında trende karşı durmak da yeni bir trend haline geldiği için, ne yaptığından habersiz pseudo-marjinal tipler gençliğin önemli bir kesimini oluşturmakta.

Oh yeah:)Bu fena değil, mesaj da veriyor hem.

Hey Seni Yerler, Yerleeer

Bülent Korkmaz, Galatasaray'la 2009-2010 yılının sonuna kadar sözleşme imzalamış. Skibbe Kocaelispor karşısındaki 2-5'lik hezimetten sonra gönderildi biliyorsunuz. Kocaelispor demişken size günün bilgisi;Taner Gülleri(Yanılanlar olabilir, ismi yeni bir gül çeşidi değildir.) ligde attığı 13 golün 8'ini 4 büyüklere atmış. Gerçi 4 tane birden Galatasaray'a atınca istatistiğin şaftı kayıyor biraz ama, neyse.

Bülent'in Teknik Direktörlük kariyerini hatırladığım kadarıyla kendisi biraz anti-futbol yanlısıydı. Gittiği takımların maçlarına alt oynamak tercih edilirdi hep:)Galatasaray'da Türkiye'de son yıllarda hızlı oynamanın ve hücum futbolunun öncüsü bir takım(Skibbe'li son maçları saymayın, zaten ondan gönderildi adam.), bu takıma o tarzda bir futbol oynatırsa belki sezonu bitiremez. Genç ve Türk olmasının ilk yenilgide koltuğunu sallayacağı da aşikar. Fazla ömür biçemiyorum kendisine, biraz da ilk serüveninden dolayı abartıldığını düşündüğümden belki, sezon sonuna kadar anca dayanır gibi geliyor. Bakalım, belki de muhteşem bir teknik direktörün doğmasına tanıklık ederiz , kimbilir.

Hakan Şükür de hasetinden çatlıyordur şu sıralar.Cevat Hoca içinden ne geçiriyordur acep?

Kadın Her Yerde Kadındır

Foto muhabirlerinin düzenlediği "Yılın fotoğrafları - 2008" yarışmasında ödül alan fotoğraflardan birisi çok hoşuma gitti.

- Ay bu da kocasının torpiliyle gelmiş, caka satıyor.
- Şu giydiğini dilenciye vermem valla.

Şahan Gökbakar'dan Recep İvedik 2


Haftaiçi arkadaş ısrarıyla ben de trende uyup gittim bu filme. Bu tarz filmleri sinemada değil televizyonda veya bilgisayarda izlemeyi tercih eden bir insan olduğum için ilkine gitmemiştim. İlk cümlede film dediğime bakmayın, bir sürü Recep İvedik skecinden oluşan bir "Dikkat Şahan Çıkabilir" adeta. Haksızlık yapmayayım, filmde baya güldüğüm sahneler oldu; özellikle yoga ve Japonlu sahneler oldukça komikti. Yine de gidin sinemada görün diyeceğim bir film değil. Biraz zaman geçsin, indirin internetten şöyle bir göz atın derim.

Bu serinin elde ettiği başarıdan yola çıkıp sosyolojik çıkarımlar ya da toplum eleştirisi yapanlar var. Onların çabasını çok saçma buluyorum. Mr. Bean için İngilizler'e, Austin Powers için Amerikalılar'a aynı eleştirileri kimsenin yönelttiğini hatırlamıyorum, zaten doğru olan da bu. Yapmaya çalıştıkları analizler Türk insanı gibi özel bir durumu istese de çözemez ki...Yalnızca şunu söyleyeyim; Recep İvedik serisine Recep İvedik gibiler gitmiyor, filmde sürekli Recep İvedik'i alttan alan, görmezden gelmeye çalışan kesim var ya, işte onlar gidiyor bu filme. Ekleyecek olursam, bu tip sabun köpüğü fimlere kendince anlam yüklemeye çalışıp yıllardır ayn eleştirileri yapan kimseleri duyarsız buluyorum. Şahan'la bunu söylediğinden dolayı dalga geçiliyor ama, bu filmin tek başarı kriteri giden sinema seyircisi sayısıdır, başka da birşey değil. Serinin ikinci filmi ilk filmin rekorunu ilk 3 günkü gidişatla kıracak gibi gözüküyor ama bana toplamda geçemeyecekmiş gibi geliyor. Bunu herhangi bir mantık yürütmeyle falan değil, tamamen içimden gelen hissiyatla söylüyorum.

Şahan'ın bu filmin 3.sünü çekmesini istemem, keşke yeniden kanallara geri dönse, ekranda sürekli takip ettiğim nadir isimlerdendi. Ama bu filmlerin getirdiği para çok daha fazla ve götürdüğü zaman çok daha az olduğu için, bu kolay kolay gerçekleşecek bir hadise değil. Öyle ya da böyle Zoka programı sunuculuğundan Türkiye'nin en ünlü adamlarından biri olmak( hem de böyle kısa bir sürede) Allahtan bir lütuf olsa gerek. Recep İvedik serisini cılkını çıkarmadan bitirmesi lazım, yoksa kariyeri eninde sonunda düşüşe geçecektir.

Turgut Altınok

Turgut Altınok, AKP'li Keçiören Belediye Başkanı. Keçiören'de oldukça sevilen bir başkan ve her yerel seçim öncesi Melih Gökçek'in en büyük rakibi. Şimdiye kadar "Bir dahaki seçime büyükşehir adayımız sen olacaksın" tesellisiyle avutulmuştu. Bundan sonra ise siyasi hayatını devam ettirmesine Türkiye şartlarında pek imkan yok, malum seks kasedi şantajı iddialarıyla. Bu konu hakkında size birkaç temel nokta sunayım, siz de yorum gücünüzü konuşturun gelişen olaylarla ilgili.

Önce;

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=226535

http://www.haberaktuel.com/news_detail.php?id=355&uniq_id=1235251666

Daha sonra;

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=766253&title=altinok-melih-gokcekin-rakibi-oldu

Ondan da sonra;

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11018236.asp?gid=229

En son;

http://www.superpoligon.com/haber/8889

Ve şimdi;

http://www.gazeteguncel.com/haber-Turgut-Altinok-yine-sasirtti-1911/

http://www.stargundem.com/siyaset_haberleri/39219-Gokcekten-Turgut-Altinok-aciklamasi-haberi.html


Bu olay Murat Karayalçın için küçük de olsa bir umut doğurdu aslında. Ama Melih Gökçek'ten korkulur, bir kere daha kendisiyle uğraşılmayacağını ispatladı.

Metalin Mantığı Grup İsimlerinde Saklı

Bu şemayı birkaç yerde gördüm, ben de bloguma koydum benim neyim eksik diyerek, metal gruplarının isimleri hakkında güzel bir çalışma. Resmin üstüne tıklayarak görüntüleyebilirsiniz.


Metal gruplarının sözleri için de böyle bir şema çıkarsalar, acayip ilginç olacağına eminim.

BKA 2 - Tirad

Bu kelimeyi de film eleştirisi yazılarında bazen görürdüm, anlamını cümleye göre çıkarırdım aşağı yukarı ama emin olamazdım. Türk Dil Kurumu yardımıyla bu kelimenin de anlamını öğrenmiş bulunuyorum. Hemen paylaşayım:

Tirad; oyun kişilerinin uzun soluklu konuşmalarına verilen ad oluyor. Yani sinemada veya tiyatroda x adlı oyuncunun çok uzun süre kesmeden birşeyler anlatması x'in tiradı olarak geçiyor.

Bilgilerinize efendim:)

Hate Robinson

Ben mi bu işten anlamıyorum, yoksa all-star haftasında smaç yarışmalarının parıltısı giderek sönüyor mu? Yetenek yarışmasıyla 3 sayı yarışmasını zaten pek sevmem, bu yarışmanın da havası sönerse hemen all-star maçına geçin diyesim geliyor benim.


Nate denen eleman türlü şaklabanlıklarla bu sene de haksız bir şekilde yarışmayı kazandı(Daha önce Iguodala'nın hakkını yemişti 2006'da). Smaç güzelliğine değil şova verilen puanlar kesinlikle yarışmanın sportif değerini öldürüyor. Bir oyuncu sırf kısa diye(aynı boydayız bu arada, adam smaç vuruyor, ben üst rafa zıplayamıyorum, ama bu farklı bir konu, zira ben smaç yarışmasına katılıp sinir bozmuyorum) her smacını müthiş bir hareket gibi görmek de çok mantıksız.

Neyse, seneye LeBron yarışmaya katılacağını açıkladı biraz da ukala bir tavırla. Kendisi biraz kolpacıdır bu konularda ama, eğer seneye bu yarışmada izlersek Allah küçük Nate'e kolaylık versin diyorum.

Şahan Yılmaz - Arif İvedik

Cem Yılmaz Türkiye'de kendi alanında en çok zirvede duran isim olmalı. Yıllardır kalitesini koruması, anı yakalaması ve pırıltılı zekasından taviz vermemesi gerçekten takdire şayan. Şahan Gökbakar'ınsa televizyonda yaptıklarını hiç kimse yapmadı, adam gördüğü herkesle dalgasını öyle güzel geçti ki, bu sayede hayran kitlesi de çok hızlı bir şekilde büyüdü. Tabii o bu programlara devam etmek yerine kolaya kaçıp baymaya başlayan Recep İvedik serileri üretiyor. Çok daha kolay ve garanti para getirdiği kesin bu filmlerin ona.

Neyse , konu A.R.O.G ya da Recep İvedik kritiği değil, bu ikilinin birbirleriyle ve medyayla olan artık garipleşmeye başlamış ilişkileri. Dünyada hangi iki komedyen böyle saçmasapan bir rekabete tutuşur anlamıyorum. En ufak eleştiriye tahammülü olmayan, başarılarının arkalarında sağlam duramayan insanlar oldular. Birbirlerine destek olup duracakken laf çarpıp durmalar. Özellikle burada Cem Yılmaz'a değinmek istiyorum; Türkiye'nin belki de en başarılı insanı olarak hala bir memnuniyetsizlik, hala bir diğerlerini küçümseme çabası içine giriyor. Merak etmesin, izleyen insanlar onun yeteneğini, bilgisini, hazırcevaplılığını her zaman takdir ediyor. Vizyona giren filmi 3 tane sağlam gişe filmiyle(Osmanlı Cumhuriyeti, Muro, Issız Adam) yarıştı, buna rağmen 3.7 milyon seyirci izledi o filmi. Tamam çok harcama yapmış bu filme ama karşılığını da almış işte. 5 ya da 6 milyonluk bir seyirci mi bekliyordu anlamıyorum. Bir sinema filminin başarısı sadece daha fazla gişe hasılatı ya da seyirci rekoruyla mı ölçülür, bunu hiç anlamıyorum.

Şahan da cins hareketlerde, birinin bir filmi beğenmesi o kişinin kendi insiyatifindedir. Şu niye beğendi, bu niye beğenemedi diye tek tek eleştirmek yapılan işe gölge düşürür. Bu kadar fazla seyirci ilk filmden kendisi bile beklemiyordu bence. Kimsenin beklemediği bu durum ölçüsüz eleştirileri beraberinde getirse dahi Şahan'ın farklı karşılık vermesini isterdim şahsen. Bir de kız arkadaşları falan birbirine sataşıyor ya; bu komik değil, sadece gülünç duruma düşmek oluyor. Bakın iki filmle ilgili pozitif ya da negatif hiç bir yorum yapmadan yazdım bunları, göstermek istediğim bu ikilinin bu aralar hiçbir yoruma tahammülü olmayışı.

İkisini de canlandırdıkları karakterler ele mi geçiriyor ne?

Masumiyeti Kaybetmek

Masumiyet...İnsanın en korunmasız ve zayıf duygusu...

Kim çocuk kalmış ki ölene kadar? Biz kalacaktık...Hala tertemiz bakan kaldı mı hayata? Kiri pası üzerimizden akıyor yılların..Bizi çevreleyen tabularımız ve kurallarımız da masumiyeti koruyamadı mı?Oysa sonsuza kadar iyi olacağımızı söylemiştik kendimize...

Dünya döndükçe farkında olmadan biz de dönüyoruz. Çoğu zaman ruhları değişime uğrayan insanlar farkedemezler dönüştükleri başkalarını kendi bedenleri içinde. Zaman ve hayat baş edilmeyecek düşmanlardır. Geriye dönüp baktığında, bunca mücadele ve acının getirdikleri seni de onlardan biri yapmıştır.

Keşke kaybettikten sonra kazanabilseydik geri...